| . | ||
| Korkmazdi kimseden Ya da hiçbir seyden Fakat bir sabah güzel bir sabah Bir sey gördügüne inandı Ama bir şey yok dedi Ve haklıydı Hiç şüphe duymadığı mantığıyla Bir şey yoktu Fakat sabah aynı sabah Birisini duyduğuna inandı Ve açtı kapıyı Ve kapattı kimse yok diyerek Ve haklıydı Hiç şüphe duymadığı mantığıyla Kimse yoktu Aniden bir korkuya kapıldı Ve anladı ki yalnızdı Ama yapayalnız da değil Yaşıyordu beraberce Karşısındaki hiç kimseyle ….
|
||
| . | ||
| Jacques Prévert |
Oturdu.. Umutlanarak ters çevrilmiş fincanımdan
gözlerinde korku belirdi ansızın
Dedi:
Ey oğul…hüzünlenme
Bu aşk sana yazılmış
Ey oğul
Ölene kadar tanıklar…
Aşka tapmaktan kim ölmüş
Fincanında…dünyanın korkusu dolu
Hayatın yolculuk ve savaşlarla…
Çok seveceksin ey oğul…
Çok öleceksin ey oğul…
Unutulan bütün topraklara aşık olacaksın..
Yenilen krallar gibi geri döneceksin..
Hayatınla, ey oğul, kadının..
Gözleri, suphanallah tapılacak cinsten
Ağzı..bir salkım üzüm gibi resmedilmiş
Gülücüğü, gül musikisi
Ancak senin gökyüzün bulutlu..
Ve yolların… bir kapalı… bir kapalı ki sorma
Ey oğul… kalbinin aşkıdır bu
Kasrın kulesinde uyuyan
Büyük bir kasır bu ey oğul
Köpekleri… ve askerleri dilsiz
Kalbin sultanıysa içinde uyuyor..
Kim girecek kaybolan taşlarından..
Kim tutacak ellerini… kucağından…
Surlara gömülen gözbebeklerini
Tırnaklarını kim çözecek belinden
Ey oğul…
Kaybolan… kaybolan… kaybolan…
Birçok yıldız… görüyorum
Ancak… bir okumaya başlasam
Fincanı tıpkı senin fincanına benziyor
Aynısı bilsen ey oğul
Hüznü senin hüznün aynısı
Kaderleriniz bir… yürüdüğü yol aynı
Aşk dolu… hançerin keskin ağzında
Gölgesi bir sedef gibi
Gölgesi dizili hüzün gibi
Kaderiniz aynı uykuya dalmış
Denizde aşkınız kopan dalgalarda
Parçalanarak… milyonlarca defa…
Yenilen krallar gibi geri dönerek…
NİZAR KABBANİ
Çiz beyaz haritalara mor kalemle
Hiç görülmedik yepyeni kentleri
Hep oralara götür beni
Seninle olunca sıkılmam, giderim
Çocuk yüreğinle sen kurarsın
Köprüleri, alanları, kuleleri
Panayırları ve çocuk bahçelerini
Çiz haritaların en güzel yerine
En güzel günleri ve geceleri
Seninle olunca çekinmem, giderim
O kentlere yolcu diye çiz beni
Biletim, pardesüm, şemsiyem, şapkam
Yüreğimde sevincim, kafamda düşüncem
Nasıl da çok karıştık birbirimize
Bu el hangimizin eli
Bu saçlar hangimizin
Senin gittiğin her yere giderim. AFŞAR TİMUÇİN
iki bıçak seç kendine
Biri yaralamak için
Biri öldürmek
Pusu kur gözlerinin
Karanlık gölgesine
Biri sevmek için
Biri ihanet
İki yürek seç kendine
Biri yaşamak için
Biri gizlenmek
Bir korkak,bir kaçak,bir firar
Kaç kişisin sen sevdiğim çocuk?!!!
içimdeki bıçak iki kere daha dönüyor
Olduğu yerde
Kalırsan sel basar yataklarımı
Gidersen uçurum çiçekleri açar kalbimde
Kimi zamanlar olur sevgilim,
iki bıçak bile yetmez bir tek ölüme …
Murathan Mungan
Bağ-ı dehrin hem hazanın hem baharın görmüşüz
Biz neşatın da gamında rüzgarın görmüşüz
(Biz dünyanın hem hazanını hem baharını görmüşüz
Biz neşenin de kederin de geçici olduğunu görmüşüz)
Çok da mağrur olma kim mey-hane-i ikbalde
Biz hezaran mest-i mağrurun humarın görmüşüz
(Çok da mağrur olma makam meyhanesinde
Biz binlerce mağrur mestin mahmurluğunu görmüşüz)
(NABİ-17.yy.)
kırgınım, saçılmış
bir nar gibiyim
sessiz akan bir ırmağım
geceden
git dersen giderim
kal dersen kalırım
git
dersen
kuşlar da dönmez, güz kuşları
yanıma kiraz hevenkleri alırım
ve seninle yaşadığım
o iyi günleri,
kötü
günleri bırakırım.
aynı gökyüzü aynı keder
değişen bir şey yok ki
gidip
yağmurlara durayım.
söylenmemiş sahipsiz
bir şarkıyım
belki
sararmış
eski resimlerde kalırım
belki esmer bir çocuğun dilinde.
bütün derinlikler sığ
sözcüklerin hepsi iğreti
değişen bir şey yok hiç
ölüm hariç.
aynı gökyüzü aynı keder……
BEHÇET AYSAN
” hadi son türkünü de söyle
söyle son türkünü de gidelim
“gece bitti” de - unut her şeyi
unut bunu da gece bitince.
ben kimi sarmak isterim öyle kollarımla
hangi düşler onlar
tutsak edilmeyen hangi?
işte o onmaz tutkuda ellerim
yüreğime boşluğunu bastırıyor
çürük çarık göğsüm bağrım
sensiz. “
rabindranath tagore
Sayısız insan yaşar içimizde,
hissetsem de düşünsem de bilemem
kim düşünür içimde kim hisseder.
Düşünceler ya da hisler için
yalnızca sahneyim ben.
Ruhsa, birden fazla var bende.
B e n’ se benden daha fazlası.
Herkes kayıtsız oysa
yaşadığım hayata:
Susturuyorum onları,
kendim konuşurken.
Hislerim, hissetmediklerim -
onlardan doğup da birbiriyle
çelişenler. Farkına varmıyorum
hiçbir şeyin - yalnızca yaşıyorum ben,
olmak istediğime kimsenin bir sözü yok.
FERNANDO PESSOA
Recent Comments